22.02.2024 - Eskişehir'in Haberi , Şehrin Gündemi...
Cumhuriyet 100 Yaşında

Tuğba Önce yazdı: Biz ki Ustasıyız Vatanı Sevmenin…

Tuğba Önce

Yazarın şu ana kadar yazılmış 11 makalesi bulunuyor.

Şehadetinin 7. sene-i devriyesinde Fırat Yılmaz Çakıroğlu anısına..

Bayraklaşan sevdânın adıdır Fırat Yılmaz Çakıroğlu… Sevdânın en güzel hâli ruhun şâd olsun..

Şubat her haliyle soğuktu, şimdi ise daha da soğuk. Toprak; Yusuf yüzlü, bozkurt bakışlı, elif duruşlu, Turan hayâlleri kuran, kanı deli akan bir genci aldı. Öyle sıradan bir ölüm değildi onunki.. Savaştı, bayrak inmesin, ezan susmasın diye mücadele verdi. Hainlerin karşısında mertçe, dimdik, vakarlı bir eda ile durdu. Koruyamadık onu. Hayatının baharında, akademisyenlik hayâlleri kurarken tarih okurken tarih yazan, hainlerin kahpece saldırısıyla şehadet şerbetini içip Ege Üniversitesi koridorlarında o kut’lu makama ulaşan Ülkücü Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nu verdik toprağa. Türk’ün cihana mertçe haykırışıydı o.. Mukaddes dâvânın Kürşat’ıydı o.. Ruhi Kılıçkıran’ın emanetiydi o.. Elif gibi dimdik duruşun vücut bulmuş şekliydi o.. Dâvâya adanmışlığın timsaliydi o.. Bir neslin mukadderatının şekillenmesinde ebedi rolü olan yiğitti o.. Sancağın ezelî ve ebedî bayraktarıydı o.. Onbinlerce gencin kardeşi, abisiydi o..

20 Şubat 2015 o kara gün,pkk’lı teröristler pusuya düşürdü Fırat’ımızı..
Dağdaki teröristlerin üniversitede ki yapılanması olan öğrenci kılığına girmiş pkk’lı hainlerce bıçaklandı..

45 dakika boyunca ambulans bekledi..
Şehadet şerbetini Türk Bayrağımız yere düşmesin diye hainlere karşı mücadele verdiği Ege Üniversitesi’nde içti.. Ne demişti Atsız ata “İnsan büyür beşikte yatmak için kahramanlar cân verir yurdu yaşatmak için..”

Bir kahramanlık öyküsüydü onunki, tarih okurken tarih yazdı.

Hayâlleri, sevdâsı yarım kalmıştı. Arkasında yârini, anasını, babasını, dostlarını ve onbinlerce kardeşini bırakıp gitti o kut’lu makama.. Onun sırtında bir memleket yükü, yüzünde bir hilal düşü vatan gülüşü vardı..

“Ülkücünün, ülküsü ile münasebeti, hakiki bir aşkta sevenle sevgilinin münasebetine benzer. Hep verir, hiç almaz. Sevgili nazlıdır, sitemi eksik etmez, incinmeğe de hiç gelemez. Diğer sahalarda umumiyetle dikkatsiz hareket eden Ülkücü, sevgili bahis konusu oldu mu baştan başa hassasiyet kesilir. Şahsına fenalık yapanlara pek aldırmaz ama, ülküsüne yan gözle bakanlara tahammülü yoktur. Sadakati için karşılık beklemez, mükafat istemez, bir garip kişidir… Ülküsüne hizmet edenlere son derece hürmetkardır. Gerçek aşıklar gibidir; kıskanmaz. Sevgilinin sevildikçe güzelleşeceğini bilir. Sevmenin gururu yegane süsüdür.” der büyük Türk milliyetçisi mütefekkir Galip Erdem. İşte Fırat’ın düşü de, rüyası da, hayâli de, mefkûresi de hep vatan oldu, bayrak oldu, inandığı değerler oldu. İnanmış, iman etmiş, dâvâsına sadakatle ve vazgeçilmez bir yeminle bağlanmış bir Ülkücüydü o.. Ülküsü ile münasebetinde hep samimiydi, menfaatlerden arınmış safiyane duygularla bağlıydı dâvâsına.. Vatana hep verdi ama o verirken vatan onu bizden aldı. Ve artık neresinden vuruldu diye sorduklarında “gençliğinden” diyeceğiz.

Selâm olsun sana yılları heba olan genç..
İstikbalim gitti diye yaslanma sakın!
İstikbalin değil ruhun Tanrı’ya yakın!

Biz Fırat’ımızın bıraktığı emanete sahip çıkmaya, bayrağı yere düşürmemeye ant içtik. O, “20 kişi kalsak da, 30 kişi kalsak da mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” demişti. Mücadelemiz son damla kana kadardır. Yılmayacağız, yıkılmayacağız. Bir öğretmen olarak diyorum ki, “And olsun nice Fıratlar yetiştireceğiz!”

Şehadetin kut’lu olsun can içre cân gardaşım. Aslolan âlemde makamların en güzeli en alîsi ile hemhâl olursun inşallah. Aziz Türk milletinin de tekrardan başı sağ olsun..

Ne mutlu Türk’üm diyene! 🇹🇷

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ