22.02.2024 - Eskişehir'in Haberi , Şehrin Gündemi...
Cumhuriyet 100 Yaşında

Tuğba Önce Yazdı: İnsan Sahafı Kitap Gibi Tanır İnsanı

Tuğba Önce

Yazarın şu ana kadar yazılmış 11 makalesi bulunuyor.

Nesneye yüklediğimiz anlam bizi maneviyattan uzaklaştırıyor ve insanın iç dünyasına inmesini engelliyor. Bu düşünceler zihnimizi sınırlandırıyor ve olaylara karşı önyargılı yaklaşmamıza neden oluyor. Bir nevî, zihnimiz bir kafesin içine hapsolmuş ve özgür değil. Bu durum insanlara yüklediğimiz ve onlar hakkında bilgi sahibi olmadan hükümler vererek kıyafeti, saçı, sakalı, bıyığı, kaşı, gözü ile hüviyetlerini ve kişiliklerini kendi ne kriterlerimize göre tanımlamak.. Peki ya ne kadarı doğru? Bu hükümler ve tespitler bizi hep haklı çıkarıyor mu? Şimdi sükût ile düşünme vakti..

İnsanoğlu tefekkür etmeden kelam söylemeye çok müpteladır. Hayatını okuma ile değil de zan ile geçirdiği için insan, insanı da tanımaz oldu. Eskiler “insan sarrafı” derlermiş tecrübeli ve insanları tanıyan kimselere. Sarraf, taşın iyisini ve kötüsünü ayırt eden kişidir. Kitabı ayırt eden de sahaftır. Kitabın nitekli olup olmadığını ve kitabın kimin işine yarayacağını bilen kişidir sahaf. Kitaba bakınca anlar o an kitabın ne olduğunu. İşte insanoğlunu da tanıyan kişilere “insan sarrafı/sahafı” demek gerekir. İnsanlar hakkında zanda bulunmak için birçok insan ile tanışıp onları analiz etmek lazım ki hal ve tavrından o insan hakkında bir sonuç çıkaralım. Tabii ki çok insanla tanışık olmaz da yetmez derinine inmeli, gerekirse boğulmalı. Ve öyle ki oturuşundan, kelamından, meşrebinden bir dem vurarak insanoğlunun haritasını çıkarmalı sarraf/sahaf..

Sarraflar ve sahaflar önce şekle göre bakarlar malzemelerine. Sonra muhtevasını incelerler. Buradan hareketle insanları kitaba benzetebiliriz, yalnızca kapağına bakarak içinde ne yazdığını anlayamaz, idrak edemeyiz. Açıp okumak, derinine inmek, özümsemek gerekir. Eskimiş, yıpranmış, üzerine yılların kokusu sinmiş ve cazibesini yitirmiş bir kitap kapağının altında kimbilir ne hazineler, cevherler saklanmıştır. Buna keza fiyakalı görünen bir kitap kapağının altında bomboş bir dünya da olabilir. Hasılı kelâm; o kitabı eline alıp cildine, baskısına, kâğıt kalitesine bakmadan evvela açıp okumalı. Bu insan için de geçerlidir. Şairin de dediği gibi; “Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok; nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.” Elbisesine, saçına, sakalına, altındaki arabaya, kolundaki çantaya bakmaksızın oturup çay içmek, muhabbet ile hemhâl olmak gönlündeki saklı hazineyi keşfetmek ehemmiyet arz eder.

Hülâsa, insana değer katan şeyin elbisesinden ziyade onun kelâmları ve yüreği olduğunun farkına varmak.. Maddeye değil, ruha yüreğe aşık olmak.. Bunu fark ettiğin an dünyaya daha güzel bakacaksın emin ol. İki gözünü kapat ve diğer gözünle görmeye çalış yani gönül gözüyle.. Ve unutma “senin gönlün değişirse dünya değişir..”

Fâni âlemden bâki aleme irtihal eden bir güzel insan Aşiyan Sahaf Etem Çoşkun’a ithafen.. Hem sahaftı, hem de insan sarrafı..

Makamı âli, ruhu şâd, mekânı cennet olsun.. Rahmetle..

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ