07.10.2022 - Eskişehir'in Haberi , Şehrin Gündemi...
Porsuk Gündem

Tuğba Önce yazdı:”Ahh O Eskiler..”diyerek ömrü tüketiyoruz..

Tuğba Önce

Yazarın şu ana kadar yazılmış 9 makalesi bulunuyor.

Geçmişi hep özlemle yâd ederiz. Dimağımızda eskide yaşamış olduğumuz güzellikler kalır. Onların günümüzde yaşanmadığından dem vururuz. Sorsan kimse memnun değildir yaşadığı hayattan. Dilinde tek bir kelâm dolanıp durur. “Eskiden böyle miydi? Ahh nerede o eskiler..” dillere pelesenk olmuş sözlerdir. Elbette geçmişi iyisi ile de kötüsü ile de yâd edeceğiz. Bağlarımızı koparmayacağız. Fakat saplanıp da kalmayacağız. Geçmişi yâd etmenin, geçmişe özlem duymanın nesi kötü diyeceksiniz. Yanlış olan elbette geçmişe duyulan özlem değil. Geçmiş yaşanmışlıkların bizde bıraktıklarından sıyrılamamak ve bulunduğu âna geleceğe yönelememek. Geçmişte olup da bugün olmayan bizi yeise, karamsarlığa sürükleyen şeyin adını bulursak belki bu denklemi çözmüş oluruz. İnsan için bir beceri ve sanattır “yaşamak”.. Yaşamın her döneminde ayrı zorluklar ve mükâfatlar olacaktır. Bu sebeple geçmişte çırpınmak yerine, ânı değerlendirmek ve geleceğinin inşası noktasında yol haritasını çizmek insanın yapabileceği en rasyonal iştir.

Devirden şikayet ederiz. Değişen devir veya yaşadığımız soluk aldığımız ân değil, değişen tek şey insanoğlunun ta kendisidir.. Eğer biz gerçekten istersek geçmişte yaşadığımız özlemini duyduğumuz şeyler bugün de, yarın da yaşanabilir.. Eğer gerçekten istersek, geçmişi bugüne taşır, hatta geleceğe köprü olabiliriz…
Gerçekten istersek eğer, geçmişte yaşadığımız, bizlerde iz bırakan adını özlem koyduğumuz her şeyi bugün de yaşayabiliriz.. Eğer istersek özlemlerimizi bugün yaşar, yarın yaşanmasına vesile olabiliriz.. Bu bizim elimizde..
Tabi ‘eğer istersek!..’ İnsan dünyayı değiştirmek istiyorsa önce kendisinden başlamalıdır. Şems-i Tebrizi’nin “Senin gönlün değişirse dünya değişir” sözünü kendine şiâr edinmelidir. Yaşadığı devri kendi gönül aynasından bakarak değiştirmeye kalkmalı ve özlemini duyduğu şeylerin inşâsı konusunda çaba sarf etmelidir. Yoksa geçmiş ile avunup dövünmek beyhûdedir.. Mâziyi an lâkin mâzide asılı kalma. Erzurumlu İbrahim Hakkı mâziye gitme veyahut yönelme demez, “Mâziye göçüp kalma” der.

İstikametimiz geçmişi harita olarak kullanıp geleceğe yön vererek rotamızı belirlemek ve hedefe ulaşmak olmalıdır.

Yazıma bir parantez açarak devam etmek istiyorum. Geçmiş dedik, eskiler dedik, maziyi yâd ettik.. Anneannem bir masal anlatırdı küçüklüğümde.. O masallarla büyüyen şanslı çocuklardandım. Gödenez masalıydı. (Gödenez nasıl bir canlıydı acaba? Hayâl gücünün sınırı mı olur? Ben onu çocukluğumun verdiği tahayyül ile sevimli bir yaratıkla bağdaştırmıştım.)

Evvel zaman içinde kalbur zaman içinde.. Develer tellal pireler berber iken.. Üç tane gödenez bir tane de dev karısı varmış.. Bu üç gödenez dağda kalmış nereye gidelim demişler. Ateş yanan yere mi yoksa köpek ürüyen yere mi gidelim.. Eğer köpek ürüyen yere gidersek köpekler bizi tutar demişler ve ateş yanan yere gitmişler.. Orada da bir tane dev karısı varmış. Bu dev karısı bu üç gödenizi evlerine göndermemiş rehin almış ve uyutmak için yatırmış.. İki gödenez uyumuş, küçük gödenez uyumamış. Dev karısı gelmiş gödeneze seslenmiş “Eller uyur uyur sen ne uyumazsın be gödenez?”demiş.. Küçük gödenez “annem bana börek yapardı ben öyle uyurdum.”demiş. Börek yapmış dev karısı yedirmiş içirmiş gelmiş bakmış küçük gödenez yine uyuyamış. Yine sormuş “Eller uyur uyur sen ne uyumazsın be gödenez” demiş. Küçük gödenez “annem kapının arkasındaki deveyi keserdi de öyle uyurdum” demiş. Dev karısı deveyi kesmiş, pişirmiş, yedirmiş küçük gödeneze bakmış gödenez yine uyumamış. “Eller uyur uyur sen ne uyumazsın be gödenez” demiş.. “Annem bana dereden kalburla su getirirdi ben öyle uyurdum” demiş. Dev karısı dereye gittiğinde küçük gödenez un çuvalını yatağa koyup diğer iki kardeşini de alıp kaçmış..

Bizim küçük gödenez akıllı çıktı vesselâm!
Kalburla su mu gelir? Kaçış yolunu bulmuş..

“Ve siz siz olun küçük gödenezi hayatınıza örnek alın uyanık olun..”

Anneannemi ebediyete erken uğurladım. Çocuk denecek yaşta ilk kaybımı onunla verdim. Toprak; ben doyamadan aldı yanına onu.. Ondan dinleyecek daha çok masalım vardı.. Eminim onun da bana anlatacak daha çok masalı vardı.. Yücelerden gelen tâkdir-i ilahi.. Rahmet olsun nur yüzlü Anadolu kadını anneanneme..

Bu yazıyı düne saplanıp kalmayan ve anı yaşayanlara ve bu uğurda mücadele edenlere ithaf ediyorum…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ