20.01.2022 - Eskişehir'in Haberi , Kırsalın Gündemi
Porsuk Gündem

Umut Rallas yazdı: Pusula

Umut Rallas

Yazarın şu ana kadar yazılmış 2 makalesi bulunuyor.

Çok soru geldi. Kim bu gençlik? 40 yaş altı mı? 45 yaş mı? 50 mi, 60 mı, 70 mi? Nicelik değil,
nitelik aslında bütün mesele.

Seçemediğimiz bir özelliğimizdir doğum tarihimiz. Bu yüzden hissettiğin yaştasın denir, daha
doğrusu “hissettirdiğin” yaş olsa da.
Gençlik bir ruh, bir anlayış, bir değerler bütünüdür.
Pusulası hep “yeni”yi gösterir. Yol gösterme değil, yol(lar) açma sanatıdır.
 

Nedir bu gençlik formülü?
 
Nasıl ki rakamlara indirgemememiz gerekiyorsa formül ile sınırlandırılabilecek bir kavram da
değildir gençlik.
Zaman, kişi, düzlem ekseninde tanımlamalar değişse de temelde “hareket”tir gençlik. Bu
yüzden ülkelerin ve şehirlerin genç nüfusları potansiyel güçleridir. Bu potansiyeli ne kadar
kinetik hale getirdikleriyle ölçülebilir “bereket”leri.

Soru sorma cesaretidir gençlik. “Neden?” diyebilmektir. Koşulsuz kabulleri yoktur.
“Öğrenilmiş çaresizlikler defteri”nde boş sayfaları vardır.
“O iş öyle olmaz.” yerine “Olabilir mi acaba?” diyebilendir.

Saçlarınız beyazladığında değil, ufkunuz karardığında yaşlanırsınız.

Pilot değil, co-pilottur. Direksiyonu vermemekte ısrar edip de “Bu gençlik de hep yaya kaldı.”
diye eleştirdiğinizde o eleştirinizin okları kimi gösteriyor sizce?
Konfor alanınızdan çıkamıyorsanız konuşmalarınızdaki zaman kavramında gelecek zaman
geçmiş zamanın azınlığına dönüştüyse “Yolcu değil, hancıyız.” diyorsanız emekli maaşınızın
sefasını sürün. Çünkü gençlik tren kaçırmaz, her daim yolcudur.
Köhnemiş zihniyetin temsilcileri olmaya devam eden “yaşı genç ama vizyonu yaşlı”lar yok
mu? Çok! Bu yüzden daha 40’ına gelmeden çıkarı yoksa kendisi de olmayan, sosyal fayda
nedir bilmeyen, ağabeylerini “sayan” kardeşlerini “yok sayan” birine nasıl genç diyebiliriz ki?
 
Sahip olunan unvanlar, oturulan koltuklar işgal değil; iştigal içindir. Eğer “iştigal”iniz sadece
bulunduğunuz yeri muhafaza etmek ise artık bu “işgal”e dönüşmüştür.

Bilinmeyenlerin her geçen gün arttığı bir dönemde X, Y ve Z’nin oluşturduğu üç bilinmeyenli
denklemde ilk olarak Z’ye değer vermeyi bırakma vaktidir. Varsayımsal bir değer vererek
denklemden çıkarmak, eşitliğin iki tarafına farklı kuşakları atıp çatışma yaratmak yerine hep
beraber çözümün bir parçası olalım. Hangi kuşaktan olursanız olun “eskiye karşı yeninin
yanında” birer kara kuşak olalım.

Küçük hesaplarla ancak aritmetik sonuçlar elde edebiliriz. Günümüzde artık gelişme de
büyüme de değişim de aritmetik değil, logaritmik. Çok mu matematiksel konuştuk? Formül
istemek kolay, işte size koordinat düzlemi. Şu an bulunduğumuz ve olmak istediğimiz
noktaları da siz birleştirin.

Peki, eski mi şehir?
 
Karamsarlığın notaları duyulmaz bizim türkülerimizde. Hep bir şeyler var değişecek, bir şeyler
var değiştirmemiz gereken. Önce acılardan başlamak zorunda kalsak da acıları bal eylemek
ata sporumuz.
Eskişehir’i dinamik şehir yapan sadece üniversiteli nüfusun yoğunluğu değil. O genç nüfusu
anlayan ve “yeni”den yana olanlar da artık yönetimlerde söz sahibi olmaya başladılar.

Örnekler mi? Bugün şehrin neresinde dinamik ekipleriyle, paylaşımcı ve ezber bozan “katma
değerli hareket” görüyorsanız hepsi geleceğe “güven” duymamızı sağlayan örnekler. Aklınıza
gelen kişilere ve/veya kurumlara bakın, hepsinde bir heyecan göreceksiniz. Çünkü tecrübe
sahibi olmalarına rağmen “deneyim”in ağırlığı yok üstlerinde. Çekil, biz “deneyelim”in
heyecanı var hepsinde.

Önümüzdeki sohbetlerimizde hepsini ayrı ayrı konuşacağız. Ancak aşk-ı şehrin aşıkları olarak
bu örnekler azınlık değil çoğunluk olana dek de elimizi değil gövdemizi bu taşın altına
koymalıyız. Sanırım anlatmak istediğim noktayı yeterince vurguladım. Eskişehir gibi
“Anadolu’nun Avrupa’sı” olan şehrimizde Avrupa’nın yaşlı nüfusuna inat iş dünyasından
siyasete, sivil toplumdan sanata her yerde gençliğin egemen olması gerekiyor.

Çınar ağaçlarının gölgesi dinlenmek içindir. Bize koşmak için fidanlar gerekiyor.
 
Gençler çalışıyor, gençler dayanışıyor, köstek değil destek olmanın yollarını arıyor. Bu köşe
her daim yeninin peşinde, gençliğin sesi olacak. Pusulanız hep “yeni”yi göstersin. Heyecanını
kaybetmeyen doğum tarihinden bağımsız tüm gençlere selam olsun.

Bitirirken: Yine bir şarkıyla bitirelim. Frank Sinatra’nın “My Way” parçasından uyarlanan
Athena’dan “Ben Böyleyim” çalsın radyolarınızda. Bir an bile vazgeçmediğiniz kendi
yolunuzda yağmurlara aldırmayıp “Benim güzel hatalarım var” diyebilmeniz dileğiyle. .

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ