12.05.2021 - Eskişehir'in Haberi , Kırsalın Gündemi

Kod-29..

Kod-29..

Kamuoyunda “Kod-29” olarak bilinen işçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesi düzenlemesi, pandemi dönemi işten çıkarma yasağının dışında tutulmuştu.

Pandemi nedeniyle işten çıkarmanın yasak olduğu 2020’de 176 bin 662 işçi Kod-29 maddesi kullanılarak işten atıldı. Peki SGK’nın uyguladığı kod 29 nedir, içeriğinde ne var?
Kod 29 ile işten çıkarılan çalışanlar; kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı haklardan faydalanamıyor.
Ayrıca işçi, işsizlik ödeneği de alamıyor. Zira, Türkiye İş Kurumu (İŞKUR), ödenek için başvuru yapan işssiz kişinin işten ayrılış bildirgesindeki kod numarasına bakıyor ve burada Kod 29 varsa işsizlik maaşı ödemiyor.
İçeriği nedeniyle kod ile işten çıkarılan bir kişi, yeni bir iş ararken de fazladan sorun yaşayabiliyor.

İşveren işçinin 25/II’de sayılan fiillerden birini işlediğini ileri sürerek işçinin iş sözleşmesini derhal ve tazminatsız olarak sona erdirebilir. Nedir bunun anlamı?
Birincisi o işyerinde ne kadar süreyle çalışıyor olursa olsun işçi kıdem tazminatı alamaz. İşçilerin on yılların birikimi olan kıdem tazminatı yanar. Fesih derhal yapıldığı için tazminatına hak kazanamaz. Yine fesih işçinin kusuru gerekçesine dayandırıldığı için 25/II’ye göre işten çıkarıldığında işçi işsizlik sigortası ödeneğinden de yaralanamaz.
Böylece işçi beş parasız ve dımdızlak ortada kalır.

Kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kimseler, ailesi de açlıkla yüz yüze kalır. 25/II’ye göre işten çıkarılma sadece maddi yıkım anlamına gelmiyor.

İşçi Kod-29 ile damgalandığı için yeniden iş bulması da çok zorlaşıyor. Bu durum işçinin çalışma hakkının yok edilmesi anlamına geliyor.
Bu kadar ağır sonuçları olan 25/II’ye göre fesih (Kod-29) sırasında işçinin iddialara karşı savunması alınmıyor. İşveren işçiyi işten çıkartırken kanıt sunmak ve işçiye savunma hakkı vermek zorunda değil. İşçinin bütün yaşamını karartacak fesih kararı işverenin tek taraflı beyanı ile gerçekleşiyor. Dahası Kod-29 olarak adlandırılan fesihlerde bir ön denetim ve inceleme söz konusu değil.

Ne Aile ve Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ne de İŞKUR veya SGK müfettişlerinin bu fesihleri denetlemesi söz konusu.
İşçi karşısında ekonomik ve diğer olanaklar açısından güçlü olan işverenin iş sözleşmesini keyfi gerekçelerle sona erdirmesi ve buna yönelik hileli işlem yapma kapasitesi oldukça yüksektir. Dolayısıyla işçinin keyfi fesihlere karşı güçlü biçimde korunması şarttır. Ancak 25/II kapsamındaki fesihlere karşı işçi ko-run-mu-yor.

İşçi Kod-29 kapsamında yapılan fesihlere karşı yargıya başvurma imkanına sahip ancak yargı sürenin uzaması nedeniyle işçiler büyük mağduriyetler yaşıyor. 25/II iş yasanının diğer maddelerinde yer alan iş güvencesi dahil çok sayıda hakkın altını oyuyor.
Kod-29 kapsamında 2020 yılında 177 bin işçi tazminatsız olarak işten çıkarıldı. SGK bunun üzerine 8 Nisan 2021 tarihinde yeni veriler açıklayarak Kod-29 kapsamında işten çıkarılanların sayısının düştüğünü ileri sürdü ve Kod-29’un alt kodlara bölünmesine ilişkin yeni bir genelge yayımladıklarını duyurdu.
2018’de 233 bin işçi,

2019’da 195 bin işçi ve

2020’de ise 177 bin işçi Kod-29 kapsamında işten çıkarılmıştı.

SGK bir azalma olduğunu ileri sürerek durumun vahametini azaltmaya çalıştı.
SGK’nin Kod-29 kapsamındaki keyfi işten çıkarmalara karşı bulduğu çözüm ise yeni Kod-29’lar yaratmaktır. Bu yeni uygulama “Kod-29 mağduriyeti çözüldü” şeklinde algılansa da durum hiçte öyle değil.
.SGK 1 Nisan 2021 tarihli genelgesiyle Kod-29’u listeden çıkardı ve bunun yerine 41 nolu koddan sonra gelmek üzere 42’den 50’ye kadar 9 yeni kod ekledi. Bu kodlarda İş Kanunu 25/II’de yer alan her bir ihlal ayrı bir kod haline getirildi. Böylece işverenin SGK’ye yapacağı bildirim genel olarak 25/II’den değil bu maddenin her bir alt bendinden; 25/II-a, 25/II-b gibi detaylı olarak yapılacak. Böylece işçinin devamsızlık, hırsızlık, hakaret veya bir başka gerekçeyle çıkarıldığı belirtilmiş olacak.
Ancak Kod-29’dan 9 yeni kod oluşturmak yaşanan keyfiliğin özünü ortadan kaldırmıyor.

İşverenler, bu alt kodlardan birini kullanarak işçiyi keyfi olarak işten çıkarmaya devam edecektir.

Ahlak ve iyi niyet kuralları çerçevesinde işveren beyanına göre işlem yapılırsa değişen hiçbir şey olmayacak. İşveren, küfretti, hırsızlık yaptı gibi nedenlerle işten çıkardım, dediğinde bunun ön araştırması yapılmadığı koşullarda durum değişmeyecek.
Patronlar için zaten bir yaptırım yok, haksız işten çıkarmalarda açılan davalar yıllar sürüyor.

Ne yapılmalı?

Öncelikle Kod 29’un yasadan çıkarılması, patronlara ispat yükümlülüğü getirilmesi gerekiyor. İşten çıkarma durumunda bir denetleme ve yaptırım uygulanması gerekiyor. İş Kanunu’nun ilgili maddesinde yer alan taciz, hırsızlık gibi suçların zaten TCK kapsamına giriyor.Böyle bir şey varsa zaten şikayet de gerekiyor ama burada kritik mesele ispat zorunluluğu..
Sorun SGK kodları değil, bu kodların sayısı değil. Keyfiliğin kaynağı 25/II’dir. 25/II (1475 sayılı yasada 17/II) Türkiye’nin iş hukuku ve çalışma ilişkileri hukukunun kanayan yarasıdır.

25/II’de köklü bir değişikliğe gidilmelidir. İşçinin bütün çalışma yaşamı boyunca biriktirdiği bir tür ertelenmiş ücreti olan kıdem tazminatı işçinin son zamanlardaki olası bir kusurlu hareketi veya suçu nedeniyle ortadan kaldırılamaz.
Asıl sorun 25/II’dir. Kod-29’da köklü değişiklik şarttır..

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ